10 Bin Yıllık Tsunami Senaryolarında Akkuyu İçin Tehlike Yok

ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Üyesi ve Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Kıyı ve Deniz Mühendisliği Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner:

“Sahada tsunami olsa bile dalgalar reaktör seviyesine ulaşmayacak”

 

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Demirak:

“Akkuyu NGS deprem ve tsunamiden etkilenmemesi için deniz seviyesinden 10.5 metre yükseklikte inşa edilmektedir.”

 

Jeolojik olarak aktif deprem kuşakları üzerinde bulunan Türkiye’nin bir “deprem ülkesi” olduğu gerçeği 6 Şubat’ta meydana gelen sarsıntılarla bir kez daha hatırlanırken, depremin kıyı şeridine yakın bir noktada meydana gelmesinin etkisiyle “tsunami” de tartışılan konulardan biri oldu. Akdeniz kıyılarında inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne (NGS) yakın bir noktada tsunami meydana gelmesi ihtimalinin büyük bir risk oluşturduğu iddialarına bilimsel yanıt ise ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Üyesi ve Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Kıyı ve Deniz Mühendisliği Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner’den geldi.

UNESCO Kuzey Doğu Atlantik ve Akdeniz Tsunami Uyarı Sistemi önceki dönem başkanı olan Yalçıner, uzun zamandır Akkuyu NGS’nin bulunduğu saha için Akdeniz’deki olası tsunami senaryolarına ilişkin tehlike analizleri yaparak raporlar hazırlıyor. Konunun dünya çapında uzmanlarından olan Prof. Dr. Yalçıner, Akkuyu sahasında 7.0 ile 8.6 arasında değişen olası en yüksek deprem moment büyüklüklerine göre yapılan modellemelerde 112 ayrı senaryo çalıştıklarını kaydederek, “Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlar göstermektedir ki Akkuyu Nükleer Güç Santrali tesisinde olası bir tsunami durumunda (RUN-7 ve RUN-4 için istatistiksel yöntemlerle belirlenen temsili senaryoların gerçekleşmesi durumunda) meydana gelebilecek en yüksek su düzeyi tasarıma esas proje saha kotundan ve reaktör seviyesinden daha düşük kalmaktadır” dedi.

"İskenderun Körfezi Kıyı Yapıları ve Doğu Akdeniz'deki Tsunami Değerlendirmeleri" raporunu hazırlayan ekibin başkanlığını da yapan Yalçıner, 7.7’lik depremin ardından Mersin’in Erdemli ilçesinde 14 santimetrelik bir su yükselmesinin olduğunu vurgulamıştı. Bu araştırma, ODTÜ, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Atina Akademisi ve Güney Kaliforniya Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanmıştı.

100.000 yıllık deniz suyu düzeyi değerleri hesaplandı

“Akkuyu NGS için Tsunami ve Deniz Tehlikeleri Analizleri ve Tasarım Parametrelerinin Saptanması Projeleri” olarak isimlendirilen çalışmalar kapsamında proje sahası için çok sayıda tsunami senaryosunun simülasyonunu yapan ekibe liderlik eden Yalçıner, Akkuyu NGS sahasındaki olası en yüksek su düzeyinin farklı deniz seviyesi bileşenlerinin (uzun süreli deniz seviyesi yükselmesi, rüzgâra bağlı kabarma, gelgit, fırtına kaynaklı dalga kabarması, barometrik etkiler, mevsimsel değişimler) olasılıksal olarak kombinasyonunun dikkate alındığını ifade ederek, “Tasarıma esas en yüksek su düzeyi belirlenirken 10.000 yılda oluşabilecek tsunami sebebiyle meydana gelebilecek en yüksek su düzeyi değerlerine, bahsi geçen diğer deniz seviyesi bileşenlerinin değeri eklenerek 100.000 yılda oluşma olasılığı olan deniz afetlerine bağlı su düzeyi değerleri hesaplanmıştır.  Projede esas alınan deniz seviyesi bileşenlerinin kümülatif değeri ise bileşenlerin yıllık uç noktalarını temsil eden olası su düzeyi yükselmesinin güvenilir değeridir. 10.000 yıllık tsunami olduğunda deniz su düzeyinin de fırtına ve dalga etkisi ile kabarması, rüzgar etkileri ile su düzeyi yükselmeleri, gelecekteki 100 yıllık süre içinde kalıcı su düzeyi yükselmeleri, barometrik etkilere dayalı su düzeyi yükselmesi, gel git olayına bağlı su düzeyi yükselmesi gibi deniz su düzeyi değişimlerinin ekstrem durumlarının birlikte gerçekleşmesi durumu da düşünülerek 100.000 yıllık yinelenme dönemi dikkate alınmıştır” diye konuştu.

Belirlenen tsunami senaryoları Akkuyu NGS için tehlike oluşturmuyor

Akkuyu NGS sahası için yapılan tsunami tehlike analizlerinin, bölgede uzmanlarca belirlenen sismik modellerden başlayarak kritik tsunami kaynak alanlarının belirlenmesi, kırılma parametrelerine ilişkin senaryoların geliştirilmesi ve bu senaryoların simülasyonlarının yapılmasıyla sağlandığını belirten Prof. Dr. Yalçıner, şöyle devam etti: “Bölge için belirlenen altı sismik modelden tsunami bakımından daha kritik olduğu değerlendirilen dört tanesi seçilerek, 4 farklı sismik model için 352 farklı tsunami senaryosu ayrı ayrı modellenmiştir. Modellemede kullanılan deprem parametreleri seçilirken 10.000 yılda oluşabilecek 7.0 ile 8.6 arasında değişen olası en yüksek deprem moment büyüklükleri kullanılmıştır. Model sonuçları karşılaştırmalı değerlendirilerek en kritik iki farklı tsunami kaynak zonunda (Kıbrıs adasının Doğusu olmak üzere RUN-4 ve Kıbrıs adasının Batısı olmak üzere RUN-7) seçilen 112 ayrı tsunami senaryosu yüksek çözünürlüklü olmak üzere modellenmiştir. Sismik senaryolar oluşturulurken her bir sismik modele göre oluşabilecek en yüksek deprem moment büyüklükleri esas alınmıştır. Her bir sismik modeldeki senaryoların fay kırılma parametreleri belirlenirken ölçekleme kanunları (scaling laws) kullanılmıştır. Ancak her bir fay parametresi (odak derinliği, eğim açısı, doğrultu açısı, kayma açısı ve düşey yer değiştirme gibi) sismik modelde geniş bir aralığı kapsadığından, bu parametrelerin rastgele seçilmesi yerine, tsunami kaynağındaki su yüksekliklerini tayin eden kırılma parametreleri esas alınarak parametrelerin belirlenmesi sürecinde konservatif yaklaşım esas alınmıştır. Örneğin, fayın düşey yer değiştirmesi, kaynaktaki tsunami genliğini yöneten ana parametredir. Buna göre en yüksek deprem büyüklükleri dikkate alınırken, senaryoların çoğunda daha yüksek yer değiştirme değerleri (verilen en yüksek yer değiştirmeyi aşan) seçilmiştir. Böylelikle parametrik belirsizliklerin aşılması hedeflenmiştir. Buna göre RUN-4 için 72 adet ve RUN-7 için 40 adet olmak üzere toplamda 112 tsunami senaryosunun yüksek çözünürlüklü simülasyonları gerçekleştirilmiştir. Akkuyu NGS proje sahasında belirlenen 32 kritik noktadaki su düzeyi değişimleri, akıntı hızları ve en yüksek ve en düşük su düzeyleri her bir senaryo için ayrı ayrı simülasyonlarda hesaplanmış ve sonuçlar istatistiksel yöntemler ile analiz edilerek değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlar göstermektedir ki Akkuyu Nükleer Güç Santrali tesisinde olası bir tsunami durumunda (RUN-7 ve RUN-4 için istatistiksel yöntemlerle belirlenen temsili senaryoların gerçekleşmesi durumunda) meydana gelebilecek en yüksek su düzeyi tasarıma esas proje saha kotundan ve reaktör seviyesinden daha düşük kalmaktadır.”

Akkuyu NGS sahasında detaylı araştırmalar yapılıyor

Yalçıner, Akkuyu NGS proje sahası ile ilgili olarak yaptıkları çalışmaları şöyle özetledi: “Belirli bir bölgede veya bir proje alanında deniz afetlerinin ve tsunami olaylarının en kötü senaryolarının değerlendirmesi bu tür afetlerin oluşma mekanizmaları, yinelenme dönemleri ile birlikte oluşma olasılıkları da dikkate alınarak seçilen senaryoların yüksek çözünürlüklü sayısal modellemesi ve model sonuçlarının analizi ile gerçekleştirilir. Çalışmaların ilk adımı, proje alanındaki tüm yapıların, varsa dolgu alanlarının topografik yüksekliklerini ve yerel batimetriyi içeren yüksek çözünürlüklü bir veri tabanının hazırlanmasıdır. İkinci olarak, bölgedeki geçmiş tsunami olaylarını ve etki boyutlarını ortaya koymayı hedefleyen kapsamlı bir literatür araştırması yapılmalıdır.  Buna ek olarak, tarihsel tsunami olaylarının bölgede bıraktığı izler ve tortullar da ayrıca araştırılmalıdır. Ayrıca tesis sahasından yüzlerce kilometre uzakta olsa bile bölgedeki olası tsunami kaynakları, temel olarak sismik zonlar ve olası kırılma mekanizmaları değerlendirilerek tsunami senaryolarının oluşturulması bir diğer önemli adımdır. Bunlar yapıldıktan sonra ise doğruluğu ve geçerliliği kanıtlanmış sayısal modeller ile tsunami dalgasının oluşumu, yayılımı, kıyıya varış zamanları ve kıyıdaki yükselmeleri ile karadaki ilerlemesi hesaplanarak proje alanına özgü tehlike değerlendirmeleri yapılır.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali Deniz Afetleri ve Tsunami Tehlike Analizleri Projesi kapsamında öncelikli olarak proje sahasının tasarlanan yerleşim planına göre sayısal yüksek modelinin elde edilebilmesi için açık kanal deşarj sistemi ve dalgakıran korumalı su alma havzasının yerleşimi dahil olmak üzere tüm saha kotları, deniz yapıları ve deniz batimetrisi mevcut ölçüm verileri Coğrafi Bilgi Sistemi tabanlı yazılımlarla işlenerek bütünleşik yüksek çözünürlüklü veri tabanı hazırlanmıştır. Tsunami simülasyonları doğruluğu ve geçerliliği uluslararası kıstas problemler ve uygulama çalışmaları ile kanıtlanmış NAMI DANCE sayısal modelinin en yeni sürümü ile grafik işlemci ünitesi (GPU) ortamında gerçekleştirilmiştir. Bu sayede çok sayıda tsunami senaryosunun simülasyonu yüksek çözünürlüklü olarak yapılabilmiştir. Çalışmada kullanılan NAMI DANCE sayısal modeli, tsunami sayısal modellerinin kıyaslanmasıyla ilgili çok sayıda uluslararası bilimsel çalıştayda onaylanmış ve doğrulanmış bir modeldir. Bu nedenle, model sonuçları yüksek güvenirliktedir. Ayrıca temsili senaryo ve karşılık gelen tsunami parametreleri belirlenirken farklı istatistiksel yaklaşımlar kullanılarak ek güvenlik payları da dikkate alınmıştır.”

Prof. Dr. Demirak: “VVER 1200 tasarımlı reaktörler olağanüstü dış etkenlere karşı dayanıklı”

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Demirak da Akkuyu NGS’nin olası bir depreme ve tsunamiye dayanıklı olarak inşa edildiği konusunda herhangi bir kuşku bulunmadığının altını çizerek, büyük yatırıma karşı yürütülecek tüm yanlış bilgilere dayalı görüşlere karşı acilen önlem alınması gerektiğine dikkat çekti. Demirak şunları söyledi: “Depremlerin çevresel etkileri depremin merkez üssüne yakın ve uzak alanlarda gözlenebilir. Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve 10 ili etkileyen depremlerin de çevreye etkileri olmuştur. Mersin’de yapımı süren Akkuyu NGS inşa edilmeden önce de inşa edilirken pek çok test yapılmıştır. Yapılan stres testlerinin Akkuyu NGS’nin VVER 1200 Rus tasarımlı reaktörünün en ileri güvenlik şartlarını sağladığını ve deprem, kasırga, sel, tsunami gibi olağanüstü dış etkilere karşı üstün dayanma kabiliyetine sahip olduğunu doğruladığı her fırsatta dile getirilmektedir. 2017 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Uluslararası Atom Enerji Ajansı’nın (IAEA) Saha ve Tasarımın Dış Olaylara Karşı Gözden Geçirilmesi Misyonu (SEED); deprem, tsunami ve uçak düşmesi gibi senaryolar için depreme dayanıklılık envanter analiziyle ilişkili güvenlik olasılık analizinin sonuçlarını son derece olumlu bulmuştur. Modern nükleer santral projelerinin maliyetlerin yaklaşık yüzde 40'ı güvenlik sistemlerine aittir. Özellikle Fukushima’dan sonra deprem ve tsunami gibi doğal afetler için de en uç olası tehditlere karşı tasarımlar geliştirildi. Bu uluslararası mevzuatların da gereğidir. Tarihte Türkiye’de ufak çaplı tsunami izleri saptanmıştır ama öyle okyanuslarda oluşan tsunamiler gibi büyük ölçekli bir tsunami oluşması mümkün gözükmemektedir. Akkuyu NGS’de de güvenlik birinci önceliktir. Akkuyu NGS deprem ve tsunamiden hiçbir şekilde etkilenmemesi için deniz seviyesinden 10.5 metre yükseklikte inşa edilmektedir. Deprem ve tsunami konusunda geliştirilen sayısız senaryo da bu santralin bu konuda güvenli olduğunu ortaya koyuyor. Unutulmamalıdır ki, aktif fay hatlarından uzakta yer alan Akkuyu NGS bölgesinde, yapılan araştırmalara göre, gözlem tarihi boyunca sahanın çevresindeki 50 km'lik alanda önemli ve yıkıcı bir deprem meydana gelmemiştir. Buna karşın Akkuyu NGS projesinin tasarımı Türk hükümetinin talepleri doğrultusunda 9 büyüklüğündeki maksimum depremlere göre inşa edilmektedir. Elektrik ihtiyacımızı iklim koşullarına bağlı olmadan, istikrarlı, güvenilir ve temiz bir şekilde karşılayacak bu büyük yatırıma karşı yapılabilecek yanlış bilgilere dayalı açıklamalar hakkında acilen önlemlerin alınması gerekir.”